GencEbû Zerr's profileبِسْــــــــــــــــــــ...PhotosBlogLists Tools Help

My Custom Part

Guestbook

GencEbû Zerr

May 21  
Photo 1 of 1
June 10

SEN DENGELERi ZORLAMALISIN OGLUM

Bir mayısta kente inen kurtlar seni izliyor. Görüntüyü düzeltmek
görevlilerini: İşlerin yolunda gittiğini sergileme görevlisi belediye
lalelerini parçalayan kızın gizli aşkı sensin oğlum.

Burada "ölü ele geçirilen din istismarcısı örgüt üyeleri" ni
tanıyorsun değil mi oğlum? Seçimlerin birinci turunu kazanan FİS yetkilileri
ya da üyeleri onlar...

"Yobaz biziz, en güzel taraflarımızla biz.

Akıl devlerin değil, cücelerin silahı. İnanç asildir.

Medeniyetler inancın eseri. Akıl mühendisleri yaratır,

inanç kahramanları..." (Cemil MERİÇ)

Sen bir islamcısın oğlum.

Padişahın birbuçuk asır evvel savaşı kaybetti.

İslam'ı sorumlu tuttular bundan.

Bundan ötürü İslam'cısın sen.

Direnişçilerin ülkenin ırzına geçti.

On yılda onbeş milyon yavşak ürettiler yenibaştan.

Modernistler ve entegristler babanın ocağına neol ağacı diktiler.

Bundan ötürü aktivistsin sen. Başka türlü olamazsın.

Sen bir eylemcisin oğlum.

Senin gibileri bertaraf etmek için icad edildi tarafsızlık, hoşgörü,
hümanizma...

Çünkü sen dengeleri zorluyorsun, zorlarsın. Zorlamalısın oğlum.

Çünkü sen tepeden tırnağa siyasal içeriklisin.

Sakalın, şehinşahların halılarına saplanan mızrağın siyasal bir
sembolü. Namazın özgürlüğündür ve sömürgeciliği dinamitleyen siyasal bir
eylem. Kitabın, yeryüzünden fitne ve fesat kalksın için aydınlatıyor yolunu.
Haccın ve zekatın, kim olduğunu ve neyi temsil ettiğini ilan ettiğin
dayanışma eylemlerin. Başörtün, kula kulluğa karşı yükselttiğin siyasal bir
sembol. Kimliğin bir hayat nizamı oğlum; dinin siyasetindir. Sen bir aslan
yavrususun; kurtlarla, sırtlanlarla dans edemezsin.

Sen bir fanatiksin evladım.

Senden adam olmaz. Felsefeyle, estetikle avlayamazlar seni.
Kameralar saptayamaz, bilgisayarlar kurgulayamaz. Standartlara uymuyorsun
oğlum. Gırtlağını sıkanın hayalarına tekme atmak senin ruhunda var. Elinde
değil. Kanını emenin sofrasına oturamazsın. Masanın örtülerine asılıp
görüntüyü bozarsın sen. Sen varsan işler yolunda gitmez, şov devam etmez.
Edemez.

Sen bir öznesin oğlum.

Seni nesne yapmak için kuruldu kürsüler, akademiler, stüdyolar,
laboratuarlar, masalar...

Sen seyredilensin oğlum, göstericisin; seyirci olamazsın. Tartışan
sen olusun, tartışılan değil. Senin ayakların iz bırakır, izleyen olamazsın
sen. Tarif eden sen olmalısın oğlum, irfanın vakarındır.

Boynun niye bükük oğlum; üniversite koridorlarında, ekran
başlarında, zehir zemberek varoşlarında kentlerin, meclis kapılarında,
gazete önlerinde, adliye sıralarında, askeri mıntıkalarda...Boynun kıldan
ince, kılıçtan keskincedir oğlum, inanmıyorsan hergün artarak devam eden şu
haberleri oku ve aynaya bak:

"Washington'daki Amerika Atatürk Cemiyeti'nin açılış balosuna (21
Mayıs 1995/Tüm gazetelerden) katılan ABD senatosunun en kıdemli üç üyesinden
biri olan "Türk dostu senatör" Robert Byrd "köktendinci karanlık güçlere
karşı başarısızlık hem Türkiye hem de batı için felaket olur." tespitini
yaptı. başbakan Çiller'in de bir kutlama mesajı gönderdiği baloda konuşan
Robert Bryd, Türkiye'nin batının en güvenilir müttefiklerinden biri olduğunu
vurguladı ve Türk Askeri'nin Kore'deki kahramanlığını 'efsanevi' diye
niteldi.

"Cezayir'deki terörist avı: Üç günde 22 terörist
öldürüldü...Cezayir'de son üç günde düzenlenen operasyonlarda 22 teröristin
ölü ele geçirildiği bildirildi. Güvenlik güçleri yetkililerinden alınan
bilgiye göre, önceki gün Cezayir'in bir banliyösünde düzenlenen operasyonda
11 aşırı dinci terörist öldü. Son üç günde ülkenin çeşitli yerlerinde
düzenlenen operasyonlarda ölü ele geçirilen din istismarcısı örgüt üyesinin
sayısı 22 olarak açıklandı..." (Anadolu Ajansı)

Burada "ölü ele geçirilen din istismarcısı örgüt üyeleri" ni
tanıyorsun değil mi oğlum? Seçimlerin birinci turunu kazanan FİS yetkilileri
ya da üyeleri onlar...

"Koç'tan İslamcı avına destek"

"Londra'da yayınlanan el-Hayat gazetesi askeri rejime karşı silahlı
mücadele içinde olan tüm islami kesimlere karşı üstünlük sağlayabilmek için
Cezayir'in Türkiye'den 700 adet zırhlı araç alacağını bildirdi. Gönderilen
zırhlı araçların Otokar yapımı olduklarına dikkat çekiliyor."

Sen bir umutsun yavrum. Hatta nicedir yegane umut sensin.

Tarihin sonunun geldiğini, liberal ekonomik sistemin kesin zaferi
kazandığını ilan etmelerinin önündeki en büyük engel sensin. Tarihi sürekli
yeniden başlatırsın sen oğlum. Tarih senin gibilerin çıplak baldırlarında
yükselen bayrakların yürüyüşü. Sen bir bayraksın oğlum, turbo egzozlara
flama olamazsın.

Küreselleşen çürüme, kirletilmiş dimağların usul usul bu gerçeği
itiraf etmesini engelleyemiyor. Reklam aralarında yeni taksitler icat eden
karılarına çaktırmadan seninle savaşan görüntüleri izleyip seni düşünüyor;
çocukları okullardan atılan babalar.

Köyleri yıkılan Kürtler seni izliyor, delikanlı gidip tabutlar
içinde dönen gençler seni izliyor. Senin gibiler yeşermesin diye yaktılar
ormanları: Beyaz şarabın beyaz etle içileceği eğitimini alan omuzu kalabalık
korkaklar.

Bir mayısta kente inen kurtlar seni izliyor. Görüntüyü düzeltmek
görevlilerini: İşlerin yolunda gittiğini sergileme görevlisi belediye
lalelerini parçalayan kızın gizli aşkı sensin oğlum.

Seni izliyor Belfast'taki, Güney Amerika'daki, Doğu Türkistan'daki,
Filistin'deki, Bosna'daki, Kosova'daki, Arnavutluk'taki,
Fas-Tunus-Cezayir'deki, Harlem'deki, Diyarbakır'daki, Altındağ'daki,
Kadifekale'deki, Gültepe'deki, Kağıthane'deki; banliyödeki, varoştaki,
gözaltındaki, sürgündeki, ekmek kuyruğundaki 'geri kalmış' lar ya da
'azgelişmiş'ler. Sen gelişemezsin oğlum; eğri bir kılıçsın sen.

Sen nefsi müdafaasısın ezilenlerin, mağdurların, çaresizlerin. Bu
yüzden gerici, bu yüzden 'fundamentalist'sin. Mentaliten senteze uymaz
evladım, başka türlü olamazsın. Bilincine sızdırılan kıvrak sorular,
parolalarını parçalayamaz. 'Lamın cimin vardır' senin!

Sen bir lokomotifsin oğlum, vagon olamazsın.

Başrolde sen varsın oğlum, figüranlık onların vehmi.

Başını gömdüğün kafa karışıklığına, başını gömdürdükleri yalnızlık
yastığına, başına geçirdikleri 'illegalite' yastığına akıttığın gözyaşları
sana yakışmıyor oğlum! Özgürlük, onur ve adalettir senin ülken. Gerisi gelip
geçici saz semaileri, ciddiye alıp içine atma.

Kitabın sapasağlam duruyor başucunda.

"Kalk ayağa, yükü ağırdır devin"!

Komşunu ziyaret et, yere düşeni kaldır, geçtiğin yerde iz bırak,
sözlerinin sahibi ol, sahici ol.

Yüzünü yıka ve caddeye çık oğlum.

Sallanma.

(Yazarın(mehmed efe) "hiçbirşeye katılmıyorum hiçbirşeye...adlı kitabından
alınmıştır.Kaknüs Yayınları-1997

BİR SAVaŞÇIDIR KALBİM!

Savaşçı şah kalkan ve kişneyen kısrağının sırtında ufku görünmez denize baktı. Afrika’yı doğudan batıya geçmişti. Deniz ki okyanus, kudurgan dalgaları atının toynaklarını okşuyordu. Döndü, süvarilerine haykırdı; Varlığımın Sahibine yemin ederim ki, şu koca derya kesmeseydi önümü, O’nun adını dünyanın sonuna kadar ulaştırırdım!” Adı Ukbe B. Nafi idi.

Bir başka zaman bir başka savaşçı, yoldaşlarıyla akıntısı güçlü boğazı küçük gemileriyle geçerken, karşı taraftaki münbit toprağın kokusu ciğerlerine kadar işliyordu. Öyle bir toprak ki, kalbinde dünyanın en güzel medeniyeti fışkıracaktı. Gemilerden inmeye başladılar fevc fevc ve emir verdi savaşçı; “Yakın bütün gemileri; İnkılabımız Allah’adır!” Adı, Tarık B. Ziyad idi.

Haçlı sürülerinin kuşattığı Antakya şehri. Yüzbinlerce aç köpek saldırıyor avuç içi kadar bir kente. Direniş kırılamayınca uzayıp giden zaman tüketiyor Haçlıların yiyeceklerini. Önlerine gelen her şeyi yemeye başlıyorlar. Batılı vakanüvistler akla gelebilecek her şeyin yenildiğini yazıyorlar. Bu da yetmiyor. Bugünki çağdaş batılının ataları civar köylerdeki Müslüman çocuklarını toplayarak kazıklara geçirip ateşte pişirerek yiyorlar. Sonunda emelleri gerçekleşiyor. Antakya gibi ele geçirdikleri her bölgeye kan kusturuyorlar. Ve kutsal Kudüs! Ahalisi paramparça ediliyor.

Yine bir savaşçı, kalbinin içine işleyen ağıtlarla büyüyor; gökyüzüne bakarak, gözyaşlarını içine akıtarak.. Dağlar ve çöller aşıp tepelerden en yükseğine konuyor. Batmakta olan güneşin acı kızıllığı Kudüs’ü karanlıklar içinde karanlığa gömüyor. Bir tek savaşçı fark ediyor bunu o an ve yanındakilere haykırıyor;     Vallahi bu can bu tende yalnızca bu kutlu şehrin aydınlığa kavuşması için duruyor!” Adı Selehaddin Eyyubi idi!

Peki ya sen kimsin?